ÇOKLU ZEKA KAVRAMI

-                                                                                                                                         ÇOKLU ZEKA KAVRAMI

Çoklu zeka teorisine göre, bütün öğrencilerin sahip olduğu doğal ve gizli güçleri vardır. Önemli olan potansiyellerini keşfederek, kendilerini geliştirmeye uygun fırsat ve ortamları yaratmaktır.

 Bütün öğrenciler öğrenebilir. Öğrenemeyen öğrenci yoktur. Çünkü bütün zekalar geliştirilebilir özelliktedir. Öğrenci bir alanda başarısızsa, tüm alanlarda başarısız olacaktır önyargısı o öğrenciyi kaybetmemize neden olacaktır. Kötü öğretim ve kötü çevre zekayı geriletirken, iyi öğretim ve iyi çevre zekayı artırmaktadır.

İnsanlarda baskın olan zeka bölümlerini yada farklı bir deyişle her insanın kendine özgü kolay öğrendiği öğrenme yolunu kullanarak o insana öğrenmede zorlandığı en yakın gelen, en çok zevk aldıkları, ilgi ve yetenek alanlarını etkili birer araç olarak kullanarak onlara farklı alanları tanıma ve öğrenme için kapılar açabiliriz.

ÇOKLU ZEKA KURAMI NEDİR VE NASIL UYGULANMALIDIR

Okulların kuruluş gerekçesi olan öğrencinin yetişmesi; tamamen öğrenme-öğretme sürecine bağlıdır. Geleneksel eğitimde öğrenme-öğretme süreci; genellikle öğretmenin bilgiyi sözel-dilsel yöntemle vermesine; öğrencilerin de bu yolla verilen bilgiyi almasına, ezberlemesine dayanmaktadır. Çağdaş eğitimde ise amaç; bilgi yüklemek değil öğrencilerin zihinsel gelişimine katkıda bulunmak, öğrencilerdeki farklı ilgileri, gereksinimleri ve yetenekleri ortaya çıkarmak, eğitim hedeflerinin ve öğretim yöntemlerinin öğrencilerde bu tür değişmeler doğuracak şekilde düzenlenmesidir.

            Her çocuğun benzersiz olduğu ve hepsinin okulda aynı öğrenme kapasitesine sahip olarak geldiği bu nedenle de hepsinin aynı yöntemle öğrenebileceği yaklaşımı ile yola çıkarsak, bir öğretmenin bütün öğrencilerini tanımadan, onların gereksinimleri ile örtüşecek bir öğretim planı yapamayacağı bellidir. Öğretmenler ve anne babalar çocukların farklı fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişim düzeylerine sahip olduklarını bilmelidirler. Bu düzeyler genellikle kronolojik yaş ile uyumlu olmaz .

 

ZEKA NEDİR?

Zeka, zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanma, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir. Buna göre zeki insan, öğrendiğini değerlendiren, yeni durumlara yeni çözümler getirebilen kişidir. Bu ise nesneler ,sayılar düşünceler ve olaylar arasında bağlantı kurabilmeyi, oradan da yeni bir sonuca gitmeyi gerektirir. Görüldüğü gibi zeka, zihnin neredeyse bütün işlevlerini kapsayan genel bir güçtür. Ancak duygusal yaşamımız ve iradeye bağlı eylemlerimiz bunun dışında kalır. Öğrenme ile zeka arsında yakın ilişki vardır. En zeki kişi en çabuk öğrenen ve en çok öğrenebilen kişidir. Ne var ki bu iki yetenek arasında salt koşutlukta yoktur. Zekanın kapsamına pek çok yetenek girdiğine göre,aynı zeka düzeyindeki kişiler arasında ki yeteneklerin değişik olması doğaldır. Gerçekten kimi insan somut zekalıdır. Yapım, onarım, aygıt gibi alanlarda beceri gösterir. Kimi insan zekası soyut konularda daha işlektir. Sayılar, kavramlar, denklemler, imgelerle düşünmede ustalaşmıştır. Kimi insanda toplumsal ilişkilerde etkinlik gösterir. Ticaret, yönetim ve siyasal alanlarda başarı gösterir.

 

 

Çoklu Zekâ Kuramının Ortaya Çıkışı

 Eğitim üzerine çalışmaların yoğunlaştığı XX. yüzyılda temel araştırma alanlarından birisi de zekâ ve buna bağlı öğretim etkinlikleri olmuştur. Zekânın ne olduğu, niteliği üzerine yapılan araştırmalar öğrenme etkinlikleri üzerinde yoğunlaşmaya başlayınca insanların ilgilerine, ihtiyaçlarına göre oluşturulan eğitim modelleri, öğretme-öğrenme stratejileri çeşitlenmeye başlamıştır. Çoklu zekâ kuramı, ortaya atılmadan önce kuramın temel etmenlerini öğretme-öğrenme metotları içerisinde görmek mümkündür. Çoklu zekâ kuramı ile öğrenci merkezli eğitimine uygun bir zekâ ve zekâ gelişimi fikri oluşturulmuştur.

Çoklu Zekâ Kuramı;
1. Bir bireyin kalıtımla birlikte getirdiği zekâ kapasitesi iyileştirilebilir, geliştirilebilir, değiştirilebilir.
2. Zekâ, herhangi bir performansta, üründe veya problem çözme sürecinde sergilendiğinden  sayısal olarak hesaplanamaz.
3. Zekâ, çoğuldur ve çeşitli yollarla sergilenebilir.
4. Zekâ, gerçek hayat durumlarından veya koşullarından soyutlanamaz.
5. Zekâ, öğrencilerin sahip oldukları gizil güçlerini veya doğal potansiyellerini anlamak ve onların başarmak için uygulayabilecekleri farklı yolları keşfetmek için kullanılır.

Zekâ Alanlarının Belirlenmesi

            Gardner zekâ alanları belirlenmesi için belirli ölçütler tanımladı. çünkü bireylerin ilgi ve yetenekleri çok geniş ve çeşitlidir. Ancak bunları genelleştirerek belirli alanlarda sınırları çizilmelidir. Gardner  zekâ için beyin araştırmalarından insan gelişiminden ve kültürleşmeden faydalanarak zekâ olarak düşünülebilecek sekiz alan belirlemiştir. Bunlar;

 

 

1.  Sözel (Sözel-Dilsel) Zekâ:

2. Sayısal (Mantık –Matematiksel) Zekâ

3. Uzamsal (Görsel-Mekansal) Zekâ

4. Kinestetik (Bedensel) Zekâ

5. Müziksel (Müziksel – Ritmik) Zekâ

6. Sosyal (Kişiler Arası- Sosyal) Zekâ

7. İçsel (Özedönük) Zekâ

8. Doğasal (Doğacı – Varoluşcu) Zekâ